68. gün sayılar düşüyor. bazı yasaklar gevşedi. 2. dalga gelir endişesi var. hiçbir şey bilmeden bekliyoruz başımıza gelecekleri. hafta sonları sokağa çıkma yasakları devam ediyor. Ama galiba haziran itibariyle o da bitecek. dizi-film izleyesim de kalmadı. mutfaktan da çıktık. puzzle ve mandala ile devam ediyorum zaman geçirmeye. 

türkiye’de toplam hasta sayısı: 150.593

toplam ölen sayısı: 4.171

Kaçıncı gün olduğunu bilmiyorum artık. 5.hafta olduğunu biliyorum. Herşeyi evde yapmaya çalışmaktan biraz fenalık geldi. korona bitince ilk arayacağım kişi halı ve koltuk yıkamacı olacak.

ben hem sevdim hem zorlanıyorum. karı koca ikimiz de evden çalışıyoruz. yemek temizlik çocuklar iş öğrenci asistanlığı çocuk bakıcılığı hepsi bir arada. sıkılmaya vakit yok. evde olmayı çok sevdim o ayrı. ama iş yetiştirme stresim olmasa daha rahat olabilirim. 

Kendimce düzen kurdum. Sabah çok erken saatte kalkıp 3 öğünlük yemek hazırlayıp işe gidiyormuşçasına hazırlık yapıyorum. Gün içinde ne yiyeceğiz konusu beni strese sokuyor. 1 saatlik arada yemek hazırlamak ayrı bir sıkıntı. akşam üzeri herkes acıkmış oluyor yemeğin pişmesini bekleyemiyorlar. Sabahtan hazır etmek daha çok işime geliyor şuanda. hafta sonları daha eğlenceli, iş yetiştirme stresi yok. 

küçük ara ara öfke nöbetleri geçiriyor. sonra birden geçiyor. büyük daha bi adapte görünüyor. evde olmaktan hiç şikayet etmediler şimdiye kadar. 

bugün küçük ile konuştuk, bundan sonra çok sinirlendiğinde kimseye vurmaması gerektiğini, sağı solu birbirine katmaması gerektiğini söyledim. sakinleşmek için odasına gidebileceğini söyledim. Doğru mu yanlış mı ben de bilmiyorum. sonra sorduğumda sinirlendiğimde odama gidip sakinleşip geleceğim dedi. Gözümde 5-10 yaş büyüdü birden. büyük küçüğün sinir krizlerine mağlup gelip ağlamaya başladığında o da 5 yaş geriye gitmiş gibi geliyor. sonra ben de oturup ağlamak istiyorum ikisi ile birlikte.

sonra bir anda Tarkan’dan Yolla şarkısını açmış dans ederken buluyoruz kendimizi. 

Evin altını üstüne getirdik o ayrı 🙂 odalar değişti eşyalar bile değişti, olanı ayırdık ayıkaldık vs. çocukların artık kendilerine ait ayrı odaları var. Şimdi de odama giremezsin kavgaları başladı. 

Bugün ne zaman normale döneceğiz değil de “artık normalimiz bu” şeklinde bi yazı okudum, yurt dışında böyle deniyormuş. Bunu normal kabul etmek ağır geliyor sanırım. Ama bunu normalimiz olarak kabul edip yaşamaya çalışmak mı gerekiyor bilemiyorum.

Artık hamur yoğurabilen bir eşim, sabah kahvaltılarını , kekleri, dondurmaları hazırlayan bir oğlum, yatağını düzeltebilen bir kızım var. 

sürekli buna da şükür diyip diyip yaşıyoruz. bir şeyden şikayet edeceğim zaman büyük günah işliyormuşum gibi geliyor ve hemen susuyorum, çok şükür buna da çok şükür, Allah başka dert vermesin derken buluyorum kendimi. 

Galiba 37. gün. 

balkonda kahvaltı yapmaya, yemek yemeye, oturmaya başladık. galiba bu bahar balkonda geçecek. bizim evde herkesin kendi özerkliği var. herkes kendini dinleyip ihtiyacı olanı yapıyor. belirli aralıklarla hepimizin modu uygun olduğunda gün içinde ortak bazı şeyler yapıyoruz. onun dışında herkes gününü kendi programlayıp istediğini yapıyor.  ev işleri, yemek, temizlik gibi şeyleri iş bölüşümü ile yapıyoruz. bunlar hiç kimsenin görevi değil. ama hepimizin daha yatkın olduğu, daha keyif aldığı işler olduğu için kendiliğinden bir görevlendirme de var gibi. savaş daha çok yemek yapıyor. ben daha çok makina boşaltıp dolduruyorum, aze daha çok ortalığı topluyor. genel temizliği haftada bir cumartesi yapıyoruz. savaş süpürüyor, siliyor, aze toz alıyor, ben temizlik öncesi evi toplayıp, banyo derin temizliğini yapıyorum.  ara ara da hafta içinde de evi süpürüyoruz. tüm bunlar görece keyifli oluyor çünkü biz hepimiz hangi işi yapıyor olursak olalım kulağımızda kulaklık ya müzik dinleyip dans ederek ya da storytel’den kitap dinleyerek yapıyoruz. gündelik makina boşaltma yemek yapma kısımları da böyle. e öyle olunca da keyifli bir şey yaparken diğeri de aradan çıkıyor gibi oluyor. geçen gün telefonu düşüreyazdım tuvalete, tuvalet temizlerken telefonu cepte kulaklıkla değil de bir kenara çıkararak dinlemekte fayda var 🙂 

sonracığıma biz günlük sporu da mezdeke eşliğinde yapıyoruz mesela. o kadar eğlenceli oluyor ki spor yapmak zorunluluktan çıkıp bir avazda bitiveriyor valla. unlu işler, tatlılar canımız yapmak isteyince yapıyoruz. kim istiyorsa o yapıyor. çamaşırı kim yıkıyorsa sonrasında aze ile birlikte o asıyor. diğeri de aze ile topluyor. 

okulla ilgili işlerin tüm takibi Aze’de. isterse yapıyor istemezse yapmıyor. biz zaten eğitim için çok darlayan  bir aile değildik. hele şimdi hiç karışmıyoruz. sadece net destek talebinde neye ihtiyacı varsa onu sağlıyoruz. sabahları kendi kalkıyor, hazırlanıyor. bazen babasını kaldırıyor babayla kahvaltı hazırlayıp yiyor, bazen tek başına kahvaltısını edip dersin başına geçiyor. 

ne temizliği ne yemek işlerini ne “verimli aktivite” işini abartmıyoruz. bu sayede de yorulmadığımız, daralmadığımız, kendimize bol vakit ayırabildiğimiz keyifli bir evde kalma süreci geçiriyoruz. sanırım sorumlulukların dengeli paylaşılmasının, kimseye ekstra yük binmemesinin, hiçbir şeyin “gereklilikten” yapılmamasının da bunda etkisi var.

bunları neden yazdım, sosyal medyadan çok yorulan, bu süreci çok zorlanarak geçiren, kendine hiç zaman ayıramayan kişiler görüyorum. bu iş paylaşım modeli ve yaptığı işi de keyif alarak yapma hali belki fikir olur, çözüm için düşündürür diye. öyle işte. 

bu arada gün itibariyle; toplam hasta sayısı: 86.306

toplam ölüm sayısı: 2017 

20. gün 

toplam vaka 18135

toplam ölüm 356

türkiye’de ilk covid19 teşhisini koyan doktor cemil taşçıoğlu covid 19 sebebiyle öldü.  çok iç sızlatan bir ölüm. en çok ailelerini göremeden resmen ölümüne çabalayan sağlık emekçileri içimi acıtıyor. 

bugün de güle ağlaya bitti…

Bugün 13. Gün. İlk kez bu kadar uzun süre evdeyim. 13 gün evde olmaya, sadece 3 kişiden ibaret bu yeni hayata Dayanabileceğim hiç aklıma gelmezdi. Biraz kitap biraz müzik bolca ev işi.. Aslında pek sıkılmıyorum. Şu an çok uzak gelse de her şey bittiğinde eskisi gibi sosyalleşebilir miyim emin bile değilim şu an. Özlediklerimi görüntülü whatsapp aramak bile çoğu zaman aklıma gelmiyor, özleyip iç geçirmek yetiyor:) sanki eski bir zamanda hapsolmuş gibiyim, çok garip.. Bu arada Bulaşık makinemiz ne kadar da küçükmüş, sürekli doluyor :/

17. gün 

yine bol bol dizi, aze, mutfak ile geçen bir gündü. hala kitap okuyamıyorum. 

toplam vaka 10.827 ölüm sayısı; 168. 

hala sokağa çıkma yasağı ilan edilmedi. ama vatandaştan bağış toplamaya başladılar :/ 

16. gün

bugün önceki günlerin hepsinden çok ağladım. büyük ihtimalle iyi bir şey bastırmıyor olmak. ama çocuktan kaçarak ve genelde de başaramayarak ağlamak da ayrı bir sıkıntı. 

bugün açıklanan toplam hasta sayısı 9217, toplam ölüm sayısı 131. genel çoğunluk sayıların bunlardan epey fazla olduğuna emin. her yerden hasta doktor haberi geliyor. ben hala bugün yarın sokağa çıkma yasağı gelmesini bekliyorum, umuyorum. 

14-15. gün

çocuğuma çaktırmaya çalışarak her şeye ağlamaya başladım. en çok doktorlarla, evsizlere, çalışmak zorunda kalan işçilere ve yaşlılara dertleniyorum. sanki orta çağda bir savaş esnasında bir kalenin içindeyim de kalenin ön tarafında garibim askerler düşmanı oyalıyor, ölüyor bense çaresizce ve onlara göre daha şanslıca sonucu bekliyorum gibi hissediyorum. bir iki ufak işimi yapmaya çalışıyorum. yapıyorum ama çok anlamsız geliyor her şey. sosyal medyada gezinesim de kalmadı. 2 hafta bile olsa sokağa çıkma yasağı gelse, epey bir yol alınacak ama gelmiyor. 40 yaşında sokağa çıkma yasağı gelsin isteyeceğimi söyleseler hayatta inanmazdım. 

kitap okuyamıyorum. ama bir şeyler izlemeye devam. 

10-13. günler

hala sıkılmadık evden. ama sabahları uyandığımda çok kısa bir her şey normal mutluluğunun ardından hani ölünüz varken normal uyanıp da hemen akabinde “lan öldü o” şoku ve anında binen keder vardır ya, işte “salgın var!” şoku yaşamaya başladım 30 saniye kadar. sonrasında denk geldiğim bir sürü küçük şey gözlerimi doldurmaya başladı. 

uzaktan eğitim başladı. alacağı eğitim umurumda değil. ama en azından kafası dağılıyor. arkadaşlarını görüyor, ödev yapıyor, bir şeylerle uğraşıyor. dizi, show izlemeye, spor yapmaya, yemekle uğraşmaya devam .sarmalar, kekler, poğaçalar gırla. 

1-10. gün

evde olmayı severim zaten. dizi izledim, youtube talk showları ve standuplar izledim. sabah ve akşamları dans ettik, spor yaptık. çeşit çeşit yemekler yaptık. su gibi geçti gitti ilk 10 gün.