anne baba olduktan sonra tatil anlayışınız ve öncelikleriniz baştan sona değişiyor. otel seçerken biberon sterilizasyonu yapıp yapamayacağınız, çocuk havuzunun büyüklüğü ve temizliği, yeşil alan, çocuk bölümleri, çocuk yemekleri, doktor hastane olup olmadığı, hijyen çok çok önemli hale geliyor. aileler böylesi mekanlar bulmak için yoğun araştırmalar yapıyorlar. birbirlerinden tavsiyeler alıyorlar. bu başlıkta öneriler, eleştiriler, tavsiyeler ya da kesinlikle uzak durulması gerekenleri paylaşabiliriz.

sahibi şahane bir anne olan Villa Amfora bu sene hepimizin ilk tercihi olacak. bizzat kendi evimizde bulabileceğimiz tüm çözümlerin hazırlanacağına eminiz. datça cennet olacak sayelerinde.

linki şu: http://www.villaanfora.com/index_tr.html

aman diyeyim sadece gazete, internet resimlerine bakıp da her şey dahil paketler satın almayın. görünenlerin yarısı olmuyor gidilen yerlerde.

geçen sene BKM Tur’dan Kuşadası’ndaki Kuştur Club Holiday Village’e gitmiştik. Hayatımızın en şahane tatilini yapıp gelmiştik. Kesinlikle çocuk dostu, kaliteli bir mekan.

Blogumda detaylı yazmıştım: http://baskaanne.com/genel/tatil-4-kustur.html

faydalı olabilir

http://www.hurriyet.com.tr/cumartesi/20584127.asp

http://eniyion.hurriyet.com.tr

Odaların denize olan mesafesi 10M oluşuyla, denizinin sıg ve kum oluşuyla Bodrum, Meteor Beach

şimdilerde en çok bakındığım şey. tatile çıkacağız ama 1 yaşında bebekle nereye gideceğiz?? belki de ben tek çıkacağım baba sonradan gelecek, bir dolu ayrıntı kafamın içinde dönüp duruyor.

ve bunaldım artık hep hep evde.

(bkz: villa anfora)

adrasan ikizler motel. ben daha çocukken giderdik. şimdi çocuklarımla gidiyorum. sahiplerinin yaklaşımı çok güzel ve ben çocuklarla rahat ediyorum.

http://www.hotelaslihan.com/En/adrasan-ikizler-motel.html

Biz cocuğumuz olduktan sonra adada ev kiraladık, en kral bebek dostu yer kendi evimizdir mantığıyla. Yaz aylarında 2 kez tatile gitmekten de daha ucuza geldiğini gözü korkanlara bildirevereyim

bir mail grubunda anne arkadaşlarıma yazdığım kuzey ege ve diğer deneyimlediğim otel yorumlarını aktarmak isterim yazar ve okur ailelerimize kaynak olsun diye.

kuzey ege:

1- deniz şahane, hemen karşısında dağ, orman ve dağdan akan şelaler var. hani filmlerde uçak düşer ıssız adada yeşilliklerin arasında şelalerin aktığı gölde yüzerler ya aynı öyle şahane mekanlar var. tarihi yerler var, köyü, doğası şahane, etnik unsurları görüp inceleme olanağı çok.

YANİ ÖZETLE: istene deniz isteyene yeşillik göl isteyene tarihi gezi isteyene doğa isteyene eski evler, kültürel geziler olanağının hepsini birden sunuyor.

2- parça parça yorumlayacak olursam:

– altınoluk yukarıda saydığım tüm özellikleri minicik bünyesinde barındırıyor. sakin, şahane, mükemmel bir yer.

– küçükkuyu altınolukla çok benzer afkat sahili küçük merkezi küçük

– akçay altınolukla benzer fakat denizi o kadar iyi değil.

– burhaniye, ören: altınolukla benzer fakat denizi buz gibi çocukla zor. ben ki soğuk suyu çok severim, 5 dakika zor durmuştum içinde. ama plajları şahane kocaman ve mis kum…

– ayvalık, burası daha büyük bir yer, merkezi bildiğin ilçe. pek numarası yok. ama sarımsaklı, cunda vs gibi köyleri çok güzel. sarımsaklının denizi, cundanın evleri, sokakları… ama cunda pahalı çok.

Fakat buraların hiçbir yerinde kompleks 5 yıldızlı mekanlar beklemeyin. zaten bekliyorsanız buralara gitmeyin. buralarda yarım tam pansiyon otelde kalıp (hatta pansiyon) her öğünü başka şahane lokanta – meyhane vsde geçirip, gün içinde de her denize girişinizi başka şahane koylarda plajlarda şelelaerde yapabilirsiniz. akşam üstleri şahane gün batımında zeusun oturduğu yerden körfezi izleyebilirsiniz. zaman geçirecek birbirinden şahane şey bulabilirsiniz.

ayvalıkta her şey dahiller var ama dediğim gibi hiç gerek yok bunca şahane alternatif varken otele tıkılmaya.

5 yıldızlı konforlu, aynı zamanda da yeşillikler içinde bir yer olarak geçen yıl gittiğimiz kuşadasındaki kuştur’u önerebilirim. http://www.kusturclub.com/ yemyeşil, akşama kadar ikramlar bitmiyor. iki havuz var aşağıdaki animasyon falan yukarıdaki sessizlik için de yüzmek isteyenler için sakin… yemekler şahane ihtimam şahane, havuzun yan tarafı yeşillikler içinde çocuk parkı. ebeveynlerden teki yeşilliklerde çocukla oynarken diğeri onların göz menzilinde yüzebiliyor. herşeyleri şahane.

yine bu anlattıklarıma benzer önerebileceğim yer akçakoca. yakın da orası. ben çok yakın arkadaşımın evinde kaldım orada. otellerini bilmiyorum ama doğası denizi şahane. fekat dalgalı. ben dalgalı denizi sevdiğim için çok hazzettim.

Antalya Kumluca’da bulunan 5 yıldızlı tatil kötü Şah inn Paradise’da yeni doğan bebeklere özel mönü hazırlanıyor. Çocuk doktorlarının kontrolünde hazırlanan mönüden aileler diledikleri saat yararlanabiliyor.

Antalya Kumluca’daki 5 yıldızlı tatil köyü Şah inn Paradise’da, 0-2 yaş arası olan bebekler için özel mönü hazırlanıyor. Tesisin Genel Müdürü Yusuf Yücel, mönünün çocuk doktorları tarafından hazırlandığını söyleyerek, “0-2 yaş arası olan bebeklerin yemesi gerekenler doktorlar tarafından belirleniyor. Misafirlerimiz tesise geldikleri ilk gün bebeğinin yaşını bize belirtiyorlar. Ailelerin bebeklerine özel yemek tercihleri varsa onları da hazırlıyoruz. İsteyenler doktorların belirledikleri mönüden yararlanıyor. Ayrıca yeni doğan bir bebeğin annesi sütünü bir kaba koyup bize teslim edebiliyor. Herhangi bir saatte biberon içerisinde bebeğin sütünü ailesine ulaştırıyoruz” dedi. Her türlü hazır mama, organik ürünlerin tesiste bulunduğunu ifade eden Yücel, “Bebeklerin beslenmesi çok önemli. Ürünlerimizin hepsi organik. Bebeklerin yiyebileceği her türlü hazır mama da tesisimizde mevcut. Bebeğin biberon gibi kişisel ürünlerini de bize teslim edebiliyorsunuz. İnanılmaz bir titizlikle mamalar hazırlanıyor ve misafirlerimiz 24 saat boyunca bu hizmetten yararlanabiliyorlar” şeklinde açıklamada bulundu.

Özellikle yeni ebeveynler tarafından tercih edilen bu mekan da tatile çıkmadan evvel listeye alınabilir.

Antalya-side lyra tatil köyüne gittik bu yaz.

Ultra herşey dahil konseptinde bir tatil köyü olmasına rağmen birçok eksiği vardı.

Yemekler kötü değildi ama çok lezettli olduğunu da söyleyemem, içecekler çok kötüydü, meyve suyu kola h,ç duymadığım markalardı, makineden verildiği için tatları çok kötüydü ve alternatifi de yoktu.

Rus ve alman turist çoktu ve sadece otelin havuzuna girdiklerinden havuz ana-baba günüydü, çocuk havuzlarında 50 bebe ve bu 50 bebenin annesi-babası-dedesi vardı.. Kesinlikle sokmadım.

Sidenin denizi zaten dalgalı ve sıcak, bi de şezlong bulamayınca o da bir sinir harbine dönüştü…

Odalar eskiydi, duş jeli gibi temel şeyler bile yoktu diyebilirim,

Kids club ve snackbar ları en iyi yerleriydi. Bir daha lyra ya değil sideye gitmemeye karar verdim diyebilirim…

Bir de fethiye hillside ın bazı beachlerine belirli yaş altı çocuklar alınmıyormuş diye duydum, diyenin yalancısıyım:)

rixos tekirova… kesinlikle anne bebek dostu bir otel. kemer’ in tekirova beldesinde bir koya konumlandırılmış. koydaki tek otel. derli toplu bir planı var, her yere rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz. hoş bunda bizim ana binada kalmamızın da etkisi olabilir fakat edilen genel sohbetlerde club evlerinde kalanların da hallerinden gayet memnun oldukları kanısına vardım. club evlerinin önünden minik bir akarsu geçiyor, içinde tatlı su balıkları var, etrafta ördekler geziyor, hatta ördekler hızlarını alamayıp minik bir aquapark ın oldugu arka taraftaki havuza girip çocuklarla yüzüyorlar bile, çocukların neşesi görmeye değer… kumrular, serçeler, cırcır böcekleri… bu kadar suyun ve hayvanatın olduğu yerde ister istemez böcek ve sinek endişesi yaşıyorsunuz, hayır yaşamayın… olayı nasıl çözmüşler bilmiyorum ama ne bir sinek ne bir böcek var etrafta… ana bina da a blok ve b blok olmak üzere ikiye ayrılmış. biz a blokta kaldık, oda gayet geniş ve kullanışlıydı. banyolarda da küvet var ki benim için önemli bu mevzuu, zira bebeği küvette daha rahat yıkıyorum. b bloktaki odaların tek farkı biraz faha küçük olmalarıymış ama bence 4 yaşından küçük çocuklu aileler için çok da problem değil oda büyüklüğü…

otelin plajı gayet uzun, dediğim gibi koca bir koyda tek otel… plaj kum fakat deniz taşlı, eee bebek kucakta denize girerken bir hayli sorun oluyordu bu taş konusu amaaaa kemer den 15 tl ye aldığımız muhteşem deniz ayakkabılarımız sayesinde artık bize her yer kum. geyik bir yana sadece rixos için değil, genel kemer ve hatta kaş bölgesini tercih edeceklerin, o muhteşem berraklıktaki suya yarasız, beresiz girebilmeleri için deniz ayakkabısı edinmeleri gerekiyor. su sıcak ama side, alanya, belek gibi hamam suyu tadında değil. dediğim gibi kum olmadığı için de çok berrak, insanın ağzını daldırıp kana kana içesi geliyor. öğle saatlerine kadar havuz durgunluğunda, çıkmak istemiyorsunuz. saat 16:00 sıralarında dalga ile beraber, kıyıya vuran köpüklerle kudurma zamanı başlıyor.- banyo esnasında başına veya yüzüne su geldiğinde çığlık çığlığa bağıran oğlumuzu, babası burnunu tıkayıp batırıveriyordu suyun içine ve gülücüklerle çıkıyordu sudan bizimki. şaşkındım, babası oğlumuzu yıkamaya üşendiğinden ben de çocuğumu suyun altına altına itmeye korktuğumdan, keramet akdeniz de miydi, baba da mı asla bilemeyeceğim üstelik – . plajın bir bölümüne gölgeliklerin altına chicco nun plastik bir evini, küçük sandalyeler, küçük bir masa ve kaydırak koymuşlar. özellikle minik kızlar çok eğleniyordu o alanda… anneleri şezlonglarda güneşlenirken evcilik oynuyorlardı orda. şezlong sıkıntısı hiç yaşamadık diyebilirim çünkü plaj görevlilerine ilettiğinizde hemen depodan şezlong geliyordu. zaten otelin en iyi yanlarından biri de bu, personel çok yardımsever ve ilgili, olmazı olduruveriyorlar. aslında böyle bir zorunlulukları bile yok zira, plajda da havuzda da orda olmadıkları halde, keyiflerine göre gelebilme olasılıklarına istinaden maaile üye sayısınca havlu koymak sureti ile şezlongları ipotek altına almış yurdum insanının getirileri bunlar. üstelik bu açıkgözlülüğümüzü kısa sürede rus arkadaşlarımıza da öğretmiş bulunuyoruz. o yüzdendir ki gece içilen şişelerce votkaya rağmen erkenden uyanan ve o votkaların etkisi ile koridorlara çarpa çarpa, oraya buraya tutuna tutuna plaja doğru yer tutmaya, havlu atmaya giden rus aile babalarının dramı izlenmeye başlanmıştır son günlerde… zaten bebek yüzünden erkenden kalkıp, bebeğin ıvır zıvırlarını toplamak adına da geç yattığımdan ötürü her türlü sosyolojik ve magazinel olayı yakalama fırsatı buldum ki bunlar başka bir sözlüğe yazılacak geyik yazıların ciddi malzemelerini oluşturuyor:)))

havuzlara gelince, gayet geniş bir havuzu var. aynı şekilde şezlong sayısı da çok fazla, gölgeleme tıpkı plajdaki gibi geniş brandalarla yapıldığından geniş bir alanı kullanılır hale getirmişler, yani istemediğin taktirde güneşle muhatap bile olmazsın suyun dışındayken ki bu da benim gibi beyaz tenli biri için önem arz ediyor. havuzları temiz, zaten bir çok tesiste karşılaşılan o çooook kalabalık, halk plajı tadında bir havuz değil ki bence denizin güzelliğinin etkisi var bu mevzuuda. çocuk havuzu büyük havuzundan bağımsız, çocuk havuzu derken aslında bebek havuzu demeliyim çünkü havuz 40 cm., 4 – 5 yaş üstü çocuklar ağırlıklı olarak arka taraftaki aquapark lı havuzda takılıyorlar. burda kıçına huggies swimmersı geçirmiş 6 aydan 3 yaşa kadar bebeler arzı endam ediyor, durum böyle olunca suyun içerdiği ürik asit ile ilgili bir tahmin yapabilmek zor fakat bebeler o kadar eğleniyorlardı ki bizim oğlan da o eğlenceden nasibini aldı zaten ben de pek pimpirikli bir anne değilim.

yeme içme hususunda otelde bir çok seçenek var, isterseniz çok sağlıklı beslenebilirsiniz ızgara balıklarla, ızgara hindilerle, türlü türlü otlarla ve başka hiç bir otel restaurant ında görmediğim kalitede ve bollukta meyve çeşidi ile ( üç öğün karpuz, kavun, mürdüm erik, nektarin, şeftali, kayısı, elma, armut, muz, siyah üzüm, kiwi ikramından bahsediyorum ). isterseniz de hamburgerle, pizza ile, pide ile, dilimlediğiniz muzların veya profiterol toplarının üzerine çikolata şelalesinden döktüğünüz çikolata ile oburluğun dibine vurabilirsiniz. bebeler için ise restaurantların birinde öğlen saat 12:00 – 13:00 arası akşam da 18:00 – 19:00 arası çocuk büfesi kuruluyor. minicik büfeden tabaklarına yemek alan ufaklık görüntüsü taptığım bir görüntü ama henüz bunu anasız başarabilen ülkem çocuğuna rastlayamadım. bir yerlerde hata yapıyoruz sevgili anneler!!! neyse, büfede çorba oluyor; mercimek, brokoli, sebzeli tavuk vs. , hamburger köftesi ( dondurulmuş ), haşlanmış tavuk, buğulama balık, makarna, pilav, haşlanmış sebzeler, meyve, patates kızartması, yorsan süt, sütaş meyveli yoğurtlar veee dondurma… özellikle markaları belirtiyorum çünkü otelde markasız hiç bir şey yok. su bile şişe hayat su idi böylece o pis yosunlu sebillerle muhatap olmak zorunda kalmıyorsunuz. suları büyük, buzla dolu cam fanuslara koyuyorlar, istediğiniz zaman istediğiniz yerden alıyorsunuz. çocuklar da rahat alabilsinler diye havuz barın ordaki fanusun önüne ahşap merdiven bile yapmışlar, minik ama güzel bir ayrıntı… ana restaurantta bir çok mama sandalyesi var, yüksek olanlar chicco. daha büyük bebeler için olanları da içinde kağıt önlük bile olan setle veriyorlar, yine hoş bir ayrıntı. çocuk büfesinin olduğu restaurantta elbette blender lar, mikrodalga fırın mevcut. ben kendi sterilizatörümü götürdüğüm için, sterilizasyon için anneler ne yapıyorlardı dikkat etmedim doğrusu… kısacası bebeye yiyecek bir şey bulmama, bulamama şansınız yok, ister çocuk büfesinden, ister ana bölümden…

kids club ın konumlandığı alan gayet geniş, adı rixy club. 4 yaş üstü çocuklar ebeveynleri olmadan, boyunlarında yaka kartları ile teslim alınıyor animatörler tarafından. bütün gün faaliyet yapıyorlar, biz de oğlumla orda bayağı vakit geçirdik, boyama yaptık, balondan hayvancıklar yaptık… bir sürü kaydırak, oyun grubu var. hepsi boy boy… bebekler de, görece büyük çocuklar da düşünülmüş. kendi amfi tiyatroları bile var. danslar öğreniyorlar, şarkılar söylüyorlar, arada sırada çizgi filmler izliyorlar. top oynuyorlar, kendi içlerinde partiler yapıyorlar, sanırım ücretli ama bir takım çocuklara yüzme bile öğretiliyordu. kids club ta çalışan hem rus, hem türk animatörlerin hepsi çocuk gelişimi öğrencisi veya mezunu. bazı çocuklar öğle yemeklerini bile bu animatörler eşliğinde yiyor.

otel çocuk dostu olduğu kadar kedi dostu da bir otel. minik bir kedi evi, bir sürü de irili ufaklı kedi var etrafta. yavru kediler dolaşıyor minik minik. her tarafta da levhalar var, üzerlerinde kedilerin hepsinin veteriner kontrollü oldukları ve yiyeceklerinin otel tarafından verildiği, misafirlerin yemek vermemelerinin rica edildiği yazıyor. çocukların hepsi kedilerle haşır neşir, korkanlar bile alışıyor sonunda… zaten kediler sevilmeye öyle alışkın ki gelip sırnaşıyorlar. yavru kedileri iplerle oynatan rus çocukları izlemek hayatımın en güzel sahnelerindendi, o kahkahalar hala kulaklarımda… bizim pehlivan da yavru kedilerin birini alıyor birine sarılıyordu, daha önce de belirttiğim gibi pimpirikli bir anne değilim ben!!!

kısacası çocukla ve çocuklu olmanıza rağmen, dinlenebileceğiniz, bir takım şeyleri sizin yerinize üstüne alabilmiş, size çocuğunuzla eğlenmek için ciddi bir zaman ve mekan yaratabilmiş, ee üstelik her talebinizi de gülümseyerek karşılayarak, yerine getirebilmek için çaba sarf eden bir otel rixos tekirova. biz çok sevdik!!!

tatil köyleri daha rahat

tatil koyu yada ev kıralamak

Geçen sene kızım 10 aylıkken ilk deniz tatilimizi otelde değil, kiralık evde geçirmeyi tercih ettik. Ek gıda dönemine yeni geçmiştik ve ben oteldeki haşlanmış sebzeleri kızıma yedirmek yerine evde kendi hazırladığım yiyecekleri vermeyi tercih etmiştim. İyiki de öyle yapmışım. Gerçekten çok rahat ettim, tabi yardımcımızın da bizimle gelmiş olmasının rahat etmemde etkisi çok büyük oldu. Evi Bodrum Aktur Residance’da kiraladık, lokasyon olarak bitezde. Bitez’in denizi aslında bebekler için çok soğuk olmakla beraber dalga almıyor olması ve temizliği açısından da çok güzel. Kızım soğuk sudan rahatsız olmadı. Eğer arabasızsanız plaja gidip gelmek bir parça yorucu, bebekle dik yokuşta, sıcakta çok da konforlu değil. Biz arabamızla gittiğimiz için sorun yaşamadık. Sabah erkenden toplanıp yazlıkçı misali plaja iniyorduk, Ada’nın uyku saatlerinde bazen plajda arabasında uyutup, bazen de bakıcımız ile evde uyumasını sağlıyorduk. Aktur’un plajdaki yemek olanakları şahaneydi, güzel yemek alternatiflerinin yanısıra mısır, karpuz gibi yaz tatilinin olmazsa olmazları servis ediliyordu, ve de beach’lerdeki astronomik rakamlarla değildi. Aktur’da ilk günümüzde bebekli olduğumuzu belirtiğimizde gayet temiz bir mama sandalyesi ve bebek yatağını eve getirdiler. Ev temizliğinde de hiçbir sıkıntımız olmadı.

Bebekli yaz tatilinde ev kiralamanın avantajları kısaca şöyle;

– bebeğinize istediğiniz gibi yemek hazırlayabiliyorsunuz, otel yemekleri için kafanızda bir soru işareti kalmıyor

– eğer bebeğinizin uyku saatlerinde yanında duracak bakıcı, anane, babaane gibi birisi var ise ev konforunda uyku saatini rahatça geçirmesini sağlayıp, siz de bu arada tatilinizi yapmaya devam ediyorsunuz

– akşamları evin bir odasında bebek uyurken diğer odada rahatça tv seyredip kitap okuyabiliyorsunuz, otelde bir odada bu pek mümkün olmuyor

– bakıcı, anane, babaane götürmek için ek bir kişi maliyetine katlanmıyorsunuz, zira evin bedeli belli, otele götürecek olsanız belki kırk kere düşünürsünüz

Gelelim ev kiralamanın dezavantajlarına;

– kısa süreli bir tatil için eve malzeme almak, mutfak alışverişi yapmak sıkıcı ve ek yük getiriyor, bence ancak minimum 10 gün bir tatil için mantıklı

– eğer mutfak işlerine yardım edecek bakıcı, anane, babane yoksa anne için çok yorucu, neticede otelde olsanız herşey önünüze geliyor

– iyi bir ev kiralamak çok da ucuz değil, benzer bir paraya herşey dahil bir otele de gitmek gayet mümkün

Bu sene kızım 20 aylıkken de tatilimizi yine ev kiralayarak yaptık; Bodrum Sea Garden’daydık. Deniz Bitez Aktur kadar ve hatta oradan da daha güzel. Yine soğuk, ama yine hiç dalga almayan bir koyda ve tertemiz. Maalesef evler yine yamaçta ve site içerisine araba girmediği için dik yokuşu bebek ve bebek arabası ile inip çıkmak durumundasınız. Normalde ticarete açık bir kiralama sistemi yok sea garden’ın. Aslında bir devremülk sistemi, ama eğer siteme dahil bir tanıdığınız sizi referans görsteriyor ise tanıtım konaklaması yapabiliyorsunuz. Bu da ev kiralama fiyatları baz alındığında oldukça düşük bir rakam. Yalnız ev konforu için maalesef iyi şeyler söyleyemeyeceğim, İsviçre kökenli bir tesis olduğu için çaydanlık, cezve, Türk kahvesi fincanı, taharet musluğu (!) evde olmayan ayrıntılar. Ayrıca bulaşık makinası da yok ve buzdolabı da mini boy. Yani bir tencere yemek pişince dolapta kırk takla atmanız gerekiyor. Plajdaki yiyecekler hem lezzetsiz hem de beach fiyatlarıyla yarışır seviyede. Biz yine yardımcımız ile gittiğimiz için evde yapılan yemekleri yedik genellikle. Bir detay daha var; Sea Garden Hapimag Devremülk sistemi ile Sea Garden Oteli birbirine bitişik iki ayrı mekan. Otel tarafına biz hiç geçmedik ama orada konaklayıp devremülk tarafından denize girmeye shuttle araçlarla gelen oldukça fazla misafir vardı. Otelin önündeki deniz çok iyi değil diye konaklayanlar devremülk tarafından denize girmeye geliyorlardı. Ama bana sorarsanız buna da değmez, hem herşey dahil fiyatına katlanıp hem de gün içerisinde yiyecek içeceklere para ödemek çok anlamsız. Zira devremülk tarafındaki restoran ve havuz barlar bu sisteme dahil değildi.

Bebeğimle gittiğimiz tatilleri de yazdığım aşağıdaki sayfama göz atın derim.

http://www.gezginanne.com/

Ayrıca, Antalya’da çocuk dostu otellerle ilgili yazı ve yorumlar o bölgeye gideceklere yardımcı olabilir;

http://www.gezginanne.com/2012/03/gezgin-anneye-sor-antalyada-cocuk-dostu.html

epey fiyatlı olmasına rağmen antalya belek’teki (gbkz: maxx royal) tercih edilebilir. zira 7/24 çocukları teslim edebileceğiniz bakıcı ve kontrol için onları takip edebileceğiniz görüntülü bir telsiz veriliyor, ebeveynlere. hem çocuklu hem çocuksuz, ikisi bir arada tatil arzu edenler için iyi (ve tuzlu) bir alternatif olabilir.