• Toplam girdiği içerik: 35
  • Bugün girdiği içerikler: 0
  • Dün girdiği içerikler: 0
  • Bu ay girdiği içerikler: 0
  • Geçen ay girdiği içerikler: 0

tampon

standart olarak her ayın dört gününü beraber geçirdiğimiz, pedlerin yapışmasından bulaşmasından hışırtısından nefret eden beni musmutlu eden ancak satın alırken boy boy olmalarına dikkat edilmesi ve uygun boyun alınması gereken, aksi taktirde çok ciddi rahatsızlık veren bir kişisel ürün çeşidi.

unibaby bebek şampuanı

ıslak mendillerine taptığımız unibaby markasının bebek şampuanı. paraben ve boya içermiyor, göz yakmıyor. göz yakmadığını iddia eden nivea bebek şampuanı ile yıkarken zırıl zırıl ağlayan oğlum, bu şampuan ile yıkadığımda ağlamadığı gibi saçlarını ikinci kez yıkamama bile müsaade etti.
şimdilik pek memnunuz kendisinden, fiyat olarak da gayet ekonomik diyebilirim.

nuk emzik ve biberon deterjanı

temel olarak doğal ham maddelere dayanan, kimyasal madde içermeyen, bileşenleri doğada çözünen, parfüm ve boya içermeyen ve bebek dostu olduğu iddia edilen, 380 ml lik ambalajlarının 11,90 tl ye satıldığı emzik, biberon, süt pompası parçaları gibi steril olması gereken bebe eşyalarının temzliğinde kullanılan deterjan.
ben yeni kullanmaya başladım, şimdilik memnunum. etiketinde içeriği yazıyor, henüz araştırmadım gerçekten ürünleri tanımladıkları gibi mi değil mi diye ama markası nuk olduğu için de çok ciddi çekincelerim de yok açıkçası...

çocuk dostu oteller

izmir gümüldür de bulunan deniz atı tatil köyü... kocaaaaaaman bir orman aslında burası. minik evcikler yapmışlar, içleri gayet konforlu, çok lüks mü, değil ama tatil için bir odada ne ihtiyacınız varsa odada mevcut işte. zaten gözünüz oda filan görmüyor, çünkü ne deniz bırakıp gelebliyorsunuz ne de o güzelim ağaçların altındaki şezlongları... 60.000 metre kare bir alan söz konusu olduğundan boş oda olmamasına rağmen sanki ortalıkta kimseler yok gibi... bol bol kuş sesi, sincaplar, çiçekler, ördekler, kazlar... deniz kum, kumsal uzun ve temiz ve fakat her sezon bizim gittiğimiz kadar uysal olmuyormuş deniz, zaten ege denizini bilenler bilir. her kıyısının dalga mevsimleri vardır ve dibi kum olan bölgelerde, dalga elbette bulandırır denizi... bu noktada otelden bilgi alıp gitmekte fayda var. sahilde de bir sürü şezlong var ama herkes ağaçların altında. çocuk parkı çok büyük ve değişik oyuncaklar var, çocuklarla ilgilendiğini iddia eden ama ekipten biri ile flört etmekten çocukları pek gözü görmeyen bir animatör abla bile var. sakın ne dedikoducusun demeyin, ordaki bir çok annenin nazarı dikkatini celbetmiş bu cilveleşme, kimse güvenip de çocuğunu bırakmadı kıza... :) kızcağız baktı kimse çocuğunun başından ayrılmıyor, bir sürü kağıt ve boya getirdi, kızsal ve erkeksel tüm oyuncakları da döktü ortaya, biz anneler de heeeep beraber oynadık. zaten otel çok ciddi anlamda anne, baba ve çocuktan oluşuyor, kalanlar ise dedeler ve büyükanneler diyebileceğim oranda bir aile tatil köyü bu. bekar ve hatta evli ama çocuksuz olanlar için hayatı yeniden sorgulatacak kadar hem de... koskoca alanda metre kare başına 3 çocuk düşüyor gibi bir gözlemim vardı, şikayetçi miydik? hayır, aksine '' bizim gibi '' olanlarla sohbet etmek, dertleşmek eşimle bana bile iyi geldi diyebilirim. iki havuz var, çocuk havuzu bu kadar çok çocuk müşterisi olan bir mekan için çok küçük ama asıl bomba büyük havuzu... olur da tercih ederseniz bu tatil köyünü, havuzu sabah saatlerinde kullanın, öğleden sonra test ettim ve onayladım huggies yüzme bezleri fonksiyonsuz:) bir mavi havuzun sarı çocuk çişi ile birleşerek nasıl yeşil renk aldığını canlı canlı gözlemleyebilir, kıç kadar havuzun içinde 4 yaş altı bebeleri sayarken yirmili rakamları geçtiğinizde benim gibi anormal kahkahalar atıp, suyun içinde olmaları sebebi ile çiş oranını fark etmeyip mutlu mutlu yüzen ve hatta dalan ( yemin ederim klozete dalmak gibi bir şey olmalı ) insanları sinir edebilirsiniz. şaka bir yana giderken otel yönetimine de bildirdik, ya devri daim de bir sorun var ya da belli bir yaş altı bebelerin büyük havuza girmemesi kuralı getirmek zorundalar, bir sürü bebeği ve çocuğu ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya getirir çünkü pis havuz.
zaten denizatı ile ilgili söyleyebileceğim en olumsuz şey bu havuz konusu. kumsal temiz, odalar temiz, küçük göller ve göllerin sahipleri kazlar, ördekler bile temiz. yemekler de elbette lüks otellerle yarışacak düzeyde değil ama yeterli, temiz ve çeşitli... booool meyve var zaten, sebze de en tazesinden, çok çeşidi kim niye arasın? tatil köyü herşey dahil konseptli değil dolayısı ile '' tatilin yarısı yemek yemektir '' diyen aileler için çok uygun değil. bebekler için bir şey istenildiğinde personel çok ilgili ve yardımcı. bence onlar da en önemli müşterinin kim olduğunu biliyorlar çünkü.
kısacası doğasını yaşamak, temiz bir denize girmek, çocuğunuzun başka çocuklarla oynamasını ve kahkahalarını izlemek, bu arada biiiiir sürü anne baba ile tanışmak ve sohbet etmek isterseniz bu tatil köyüne de bir bakın derim...

bu da web sitesi;

http://www.denizati-hv.com/

sunshine kids puset gölgeliği

benim yavrukuşum kış bebeği ve beyaz tenli, renkli gözlü. yani içgüdüsel olarak güneşten haz etmemesinin bir çok sebebi var. kazara yüzü güneş görünce böyle bir ağlamalar, puset güvenlik kemerlerini yırtarcasına hareketler filan... eee annesi de gezenti, evde durmak istemiyor. öyle olunca puset şemsiyesi alayım dedim vardım e bebek mağazasına. ucuz olan iyi olandır diyerek 19,99 tl ye bir adet puset şemsiyesi aldım, hemen attık kendimizi bostancı sahiline... daha ilk denememiz fiyaskoyla sonuclandı, şapşalak şemsiye bir türlü vermek istediğim açıda durmaz, habire aşağı düşer, ben kaldırırım o düşer, o sırada çocuğun gözüne güneş gelir, zırlar... ama yok inat ettim başaracağım, bizim pehlivan güneş düşmanı bir çekti şemsiyeyi, kopuverdi bir ucu. yağmurlu günlerde kalabalık sokaklarda yürürken en büyük fobim olan kumaşı ucundan çıkmış, o uç da her an birinin gözünü deliverecekmiş gibi olan şemsiyelerden biri haline geliverdi. elbette aynı gün çöpü boyladı. dedim suç bende, gittin ucuzunu aldın, ertesi gün soluğu mothercare de aldım. kumaşı bile farklı geldi, tamam dedim bu sefer. hooop yine bostancı sahiline. yok, yine yok... açı veremiyorum bir türlü. sonra anladım ki bu tarz şemsiyeler, henüz hareket kabiliyeti olmayan, öylece pusetinde dümdüz yatan bebekler için. ayrıca yine bu semsiyeler baston pusetler için değil. sonuç yine hüsran. akşam da telefonda babama dert yanarken, gidip branda mı kestirsen diye abuk bir cümle söyledi. çok güldüm önce, sonra da adamcağızın bu parlak fikrine güldüm diye kızdım. babam düşündüyse elin herşeyi düşünen yabancıları kesin düşünmüştür diye yine soluğu e bebekte aldım. bingooo, düşünmüşler...
sunshine kids düşünmüş hem de... bu kocamaaaaan, siyah bir tente, gelinlik tarlatanı gibi içinde metal ve eğilebilen bir çember var, böylece kullanmadığınızda küçük bir yuvarlak haline getirip kılıfına koyabiliyorsun... lastikli askıları var. pusetin gölgeliğine geçirip aşağıdan lastikleri birbirine bağlıyorsun. ayak ucuna kadar gölge yaratıyor muhteşem icat. başta rengi hiç cazip gelmese de, kılıfında uv filtreli olduğu ve +50 koruma faktörlü olduğu yazıyor. ayrıca ıvır zıvır koymak için iki tane de cep var. 44,9 tl fiyatı idi ben aldığımda. verdiğim her kuruşu sonuna kadar hak eden, pusetle güneşin alnında bile dışarı çıkabilme özgürlüğü vermiş canım canım gölgeliğimiz...
kısacası çok, pek çok tavsiye ediyorum benimki gibi güneş düşmanı bebesi olan annelere...

mervenin saresi

tarz kadın, ama güzeller güzeli kızı ondan daha tarz:)))

legabebe

genç yaşına rağmen annelik sanatını muhteşem icra ettiğini düşündüğüm, hakikaten de dünyanın küçük istanbul' un ise küçücük olduğunu, şahsıma bir kez daha hatırlatmış güzel bir annedir kendileri...

chicco biberon termosu

bir arkadaşım hediye etmişti ve açık söyleyeyim hayatımda bu kadar uzun zaman, bu kadar elzem bir yer edineceğini hiç düşünmemiştim.
emzirirken, iki adet chicco 180 cc lik biberona koyduğum sütlerimi 6 saat boyunca kendi ısısında korudu, bozulmasını engelledi dolayısı ile benim de fingir fingir gezmeme yardımcı oldu. şimdi ise sütü sadece soğuk ve gece uyurken içen oğlumun sütünü, yatmadan önce soğuk soğuk koyuyorum biberonuyla içine, termosumu da yanıma alıyorum. gece mırıldanmaya başladığında bizimki hooop, çıkar termostan biberonu, daya bebeye, lıkır lıkır içsin... o uyku sersemliğiyle uyan, mutfağa git, dolaptan çıkar sütü, içilebilir ısıya getir... beni bu eziyete hiç bulaştırmadı. chicco biberonlarla uyumlu görünse de avent inkiler de sığıyor içine, sıkıntı yok. bence çok kullanışlı, bebekli her evde bulunmalı...

mothercare alıştırma külodu

ben de deneyip memnun kalmayınca, mayo yaptım oğluma. alıştırma külodu olarak hayır, mayo olarak kullanıma evet:)

çocuk dostu oteller

rixos tekirova... kesinlikle anne bebek dostu bir otel. kemer' in tekirova beldesinde bir koya konumlandırılmış. koydaki tek otel. derli toplu bir planı var, her yere rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz. hoş bunda bizim ana binada kalmamızın da etkisi olabilir fakat edilen genel sohbetlerde club evlerinde kalanların da hallerinden gayet memnun oldukları kanısına vardım. club evlerinin önünden minik bir akarsu geçiyor, içinde tatlı su balıkları var, etrafta ördekler geziyor, hatta ördekler hızlarını alamayıp minik bir aquapark ın oldugu arka taraftaki havuza girip çocuklarla yüzüyorlar bile, çocukların neşesi görmeye değer... kumrular, serçeler, cırcır böcekleri... bu kadar suyun ve hayvanatın olduğu yerde ister istemez böcek ve sinek endişesi yaşıyorsunuz, hayır yaşamayın... olayı nasıl çözmüşler bilmiyorum ama ne bir sinek ne bir böcek var etrafta... ana bina da a blok ve b blok olmak üzere ikiye ayrılmış. biz a blokta kaldık, oda gayet geniş ve kullanışlıydı. banyolarda da küvet var ki benim için önemli bu mevzuu, zira bebeği küvette daha rahat yıkıyorum. b bloktaki odaların tek farkı biraz faha küçük olmalarıymış ama bence 4 yaşından küçük çocuklu aileler için çok da problem değil oda büyüklüğü...
otelin plajı gayet uzun, dediğim gibi koca bir koyda tek otel... plaj kum fakat deniz taşlı, eee bebek kucakta denize girerken bir hayli sorun oluyordu bu taş konusu amaaaa kemer den 15 tl ye aldığımız muhteşem deniz ayakkabılarımız sayesinde artık bize her yer kum. geyik bir yana sadece rixos için değil, genel kemer ve hatta kaş bölgesini tercih edeceklerin, o muhteşem berraklıktaki suya yarasız, beresiz girebilmeleri için deniz ayakkabısı edinmeleri gerekiyor. su sıcak ama side, alanya, belek gibi hamam suyu tadında değil. dediğim gibi kum olmadığı için de çok berrak, insanın ağzını daldırıp kana kana içesi geliyor. öğle saatlerine kadar havuz durgunluğunda, çıkmak istemiyorsunuz. saat 16:00 sıralarında dalga ile beraber, kıyıya vuran köpüklerle kudurma zamanı başlıyor.- banyo esnasında başına veya yüzüne su geldiğinde çığlık çığlığa bağıran oğlumuzu, babası burnunu tıkayıp batırıveriyordu suyun içine ve gülücüklerle çıkıyordu sudan bizimki. şaşkındım, babası oğlumuzu yıkamaya üşendiğinden ben de çocuğumu suyun altına altına itmeye korktuğumdan, keramet akdeniz de miydi, baba da mı asla bilemeyeceğim üstelik - . plajın bir bölümüne gölgeliklerin altına chicco nun plastik bir evini, küçük sandalyeler, küçük bir masa ve kaydırak koymuşlar. özellikle minik kızlar çok eğleniyordu o alanda... anneleri şezlonglarda güneşlenirken evcilik oynuyorlardı orda. şezlong sıkıntısı hiç yaşamadık diyebilirim çünkü plaj görevlilerine ilettiğinizde hemen depodan şezlong geliyordu. zaten otelin en iyi yanlarından biri de bu, personel çok yardımsever ve ilgili, olmazı olduruveriyorlar. aslında böyle bir zorunlulukları bile yok zira, plajda da havuzda da orda olmadıkları halde, keyiflerine göre gelebilme olasılıklarına istinaden maaile üye sayısınca havlu koymak sureti ile şezlongları ipotek altına almış yurdum insanının getirileri bunlar. üstelik bu açıkgözlülüğümüzü kısa sürede rus arkadaşlarımıza da öğretmiş bulunuyoruz. o yüzdendir ki gece içilen şişelerce votkaya rağmen erkenden uyanan ve o votkaların etkisi ile koridorlara çarpa çarpa, oraya buraya tutuna tutuna plaja doğru yer tutmaya, havlu atmaya giden rus aile babalarının dramı izlenmeye başlanmıştır son günlerde... zaten bebek yüzünden erkenden kalkıp, bebeğin ıvır zıvırlarını toplamak adına da geç yattığımdan ötürü her türlü sosyolojik ve magazinel olayı yakalama fırsatı buldum ki bunlar başka bir sözlüğe yazılacak geyik yazıların ciddi malzemelerini oluşturuyor:)))
havuzlara gelince, gayet geniş bir havuzu var. aynı şekilde şezlong sayısı da çok fazla, gölgeleme tıpkı plajdaki gibi geniş brandalarla yapıldığından geniş bir alanı kullanılır hale getirmişler, yani istemediğin taktirde güneşle muhatap bile olmazsın suyun dışındayken ki bu da benim gibi beyaz tenli biri için önem arz ediyor. havuzları temiz, zaten bir çok tesiste karşılaşılan o çooook kalabalık, halk plajı tadında bir havuz değil ki bence denizin güzelliğinin etkisi var bu mevzuuda. çocuk havuzu büyük havuzundan bağımsız, çocuk havuzu derken aslında bebek havuzu demeliyim çünkü havuz 40 cm., 4 - 5 yaş üstü çocuklar ağırlıklı olarak arka taraftaki aquapark lı havuzda takılıyorlar. burda kıçına huggies swimmersı geçirmiş 6 aydan 3 yaşa kadar bebeler arzı endam ediyor, durum böyle olunca suyun içerdiği ürik asit ile ilgili bir tahmin yapabilmek zor fakat bebeler o kadar eğleniyorlardı ki bizim oğlan da o eğlenceden nasibini aldı zaten ben de pek pimpirikli bir anne değilim.
yeme içme hususunda otelde bir çok seçenek var, isterseniz çok sağlıklı beslenebilirsiniz ızgara balıklarla, ızgara hindilerle, türlü türlü otlarla ve başka hiç bir otel restaurant ında görmediğim kalitede ve bollukta meyve çeşidi ile ( üç öğün karpuz, kavun, mürdüm erik, nektarin, şeftali, kayısı, elma, armut, muz, siyah üzüm, kiwi ikramından bahsediyorum ). isterseniz de hamburgerle, pizza ile, pide ile, dilimlediğiniz muzların veya profiterol toplarının üzerine çikolata şelalesinden döktüğünüz çikolata ile oburluğun dibine vurabilirsiniz. bebeler için ise restaurantların birinde öğlen saat 12:00 - 13:00 arası akşam da 18:00 - 19:00 arası çocuk büfesi kuruluyor. minicik büfeden tabaklarına yemek alan ufaklık görüntüsü taptığım bir görüntü ama henüz bunu anasız başarabilen ülkem çocuğuna rastlayamadım. bir yerlerde hata yapıyoruz sevgili anneler!!! neyse, büfede çorba oluyor; mercimek, brokoli, sebzeli tavuk vs. , hamburger köftesi ( dondurulmuş ), haşlanmış tavuk, buğulama balık, makarna, pilav, haşlanmış sebzeler, meyve, patates kızartması, yorsan süt, sütaş meyveli yoğurtlar veee dondurma... özellikle markaları belirtiyorum çünkü otelde markasız hiç bir şey yok. su bile şişe hayat su idi böylece o pis yosunlu sebillerle muhatap olmak zorunda kalmıyorsunuz. suları büyük, buzla dolu cam fanuslara koyuyorlar, istediğiniz zaman istediğiniz yerden alıyorsunuz. çocuklar da rahat alabilsinler diye havuz barın ordaki fanusun önüne ahşap merdiven bile yapmışlar, minik ama güzel bir ayrıntı... ana restaurantta bir çok mama sandalyesi var, yüksek olanlar chicco. daha büyük bebeler için olanları da içinde kağıt önlük bile olan setle veriyorlar, yine hoş bir ayrıntı. çocuk büfesinin olduğu restaurantta elbette blender lar, mikrodalga fırın mevcut. ben kendi sterilizatörümü götürdüğüm için, sterilizasyon için anneler ne yapıyorlardı dikkat etmedim doğrusu... kısacası bebeye yiyecek bir şey bulmama, bulamama şansınız yok, ister çocuk büfesinden, ister ana bölümden...
kids club ın konumlandığı alan gayet geniş, adı rixy club. 4 yaş üstü çocuklar ebeveynleri olmadan, boyunlarında yaka kartları ile teslim alınıyor animatörler tarafından. bütün gün faaliyet yapıyorlar, biz de oğlumla orda bayağı vakit geçirdik, boyama yaptık, balondan hayvancıklar yaptık... bir sürü kaydırak, oyun grubu var. hepsi boy boy... bebekler de, görece büyük çocuklar da düşünülmüş. kendi amfi tiyatroları bile var. danslar öğreniyorlar, şarkılar söylüyorlar, arada sırada çizgi filmler izliyorlar. top oynuyorlar, kendi içlerinde partiler yapıyorlar, sanırım ücretli ama bir takım çocuklara yüzme bile öğretiliyordu. kids club ta çalışan hem rus, hem türk animatörlerin hepsi çocuk gelişimi öğrencisi veya mezunu. bazı çocuklar öğle yemeklerini bile bu animatörler eşliğinde yiyor.
otel çocuk dostu olduğu kadar kedi dostu da bir otel. minik bir kedi evi, bir sürü de irili ufaklı kedi var etrafta. yavru kediler dolaşıyor minik minik. her tarafta da levhalar var, üzerlerinde kedilerin hepsinin veteriner kontrollü oldukları ve yiyeceklerinin otel tarafından verildiği, misafirlerin yemek vermemelerinin rica edildiği yazıyor. çocukların hepsi kedilerle haşır neşir, korkanlar bile alışıyor sonunda... zaten kediler sevilmeye öyle alışkın ki gelip sırnaşıyorlar. yavru kedileri iplerle oynatan rus çocukları izlemek hayatımın en güzel sahnelerindendi, o kahkahalar hala kulaklarımda... bizim pehlivan da yavru kedilerin birini alıyor birine sarılıyordu, daha önce de belirttiğim gibi pimpirikli bir anne değilim ben!!!
kısacası çocukla ve çocuklu olmanıza rağmen, dinlenebileceğiniz, bir takım şeyleri sizin yerinize üstüne alabilmiş, size çocuğunuzla eğlenmek için ciddi bir zaman ve mekan yaratabilmiş, ee üstelik her talebinizi de gülümseyerek karşılayarak, yerine getirebilmek için çaba sarf eden bir otel rixos tekirova. biz çok sevdik!!!